Kuşha'ların Türkiye'ye Geliş Süreci
Haziran 1992 yılında Uzunyayla’da Karahalka köyünde yapılan, Üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen unutulmaz bir 1 gece, 2gün geçirdiğimiz; Kusha’ların sülale toplantısında Azmi Özden tarafından hazırlanan; sülalemizin Kafkasyadan Türkiye’ye geliş sürecini ve Karahalka köyüne yerleşmelerini anlatan bir yazılı doküman dağıtılmıştır.

Azmi amca bu yazısını, babası Kazım Özden’in yardımlarıyla, 17 Nisan 1983 günü Adana’da yazmıştır. Yazının amacını: "Çok genişleyen sülalemizin bundan sonraki yaşamlarında birbirlerini unutmamaları ve kaybetmemeleri" olarak açıklamaktadır. Kuşkusuz bu sitenin yapılış amacı da tam bu noktaya hizmet etmektedir.

1856 Paris antlaşması, Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki Kırım savaşının sonunda imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Kafkasya ve Çerkesler Rusya’nın hâkimiyeti ve kontrolüne bırakılmıştır. Bu tarihten sonra Ruslar Kafkasya’yı tamamen işgal etmiştir. Şeyh Şamil’in önderliğindeki direniş de sonuçsuz kalınca Çerkesler Kafkasya’dan göçe zorlanmışlardır.

1859-1864 yıllarında yurtlarından sürülen Çerkesler deniz yoluyla, Kafkasya'da, Taman, Tuapse, Anapa, Tsemez, Soçi, Adler, Sohum, Poti, Batum vd. limanlardan bindirilip Osmanlı Devleti'nin Trabzon, Samsun, Sinop, İstanbul, Varna, Burgaz ve Köstence limanlarında indiriliyordu. 1865-1866 tehciri ile Osmanlı-Rus harbinden sonraki 1878 tehciri kara yoluyla gerçekleştirildi. Doğu yolundan genellikle Çeçen, Dağıstan, Asetin, Kabardey muhacirleri göçürülmüştür. Daha sonraki göçler de kara yoluyla yapılmıştır (Berzec, 1986: 114) Bu zorunlu göçe (sürgün de denilebilir) tabi tutulan yaklaşık 1,500,000 Çerkesten yaklaşık 400,000 kadarı Osmanlı topraklarına varabilmiştir.

Özden’ler sürgün öncesinde “Şegem” ve “Şıhılako” adındaki iki mahalleden oluşan bir köyde oturmaktaydılar. Şardan’lar ve Navruz’lar sülalemizin yakın akrabaları; Toktamış’lar da kapı komşuydular. O devirde Toktamış’lardan “Yinal Bey” orduda üst kademelerde görev yapmaktadır. Yinal Bey’in sözlüsü olan “Neguraşe Guaşe” Özden’lerden Jambot Bey tarafından kaçırılarak Jambot Bey’le Neguraşe Guaşe evlenmiştir. Bunun sonucu iki aile arası açılmıştır.

Yinal Bey Jambot Bey’i bir gece pusu kurarak öldürmüş; aynı günün sabahı Jambot Bey’in küçük kardeşi Yakup da Yinal Bey’i Nalçik’te öldürmüştür. Yakup’ta Yinal Bey’in askerleri tarafından öldürülmüştür. Her üçünün cenazesi de aynı gün kaldırılmıştır. Bunlar için yakılan ağıt halen söylenmekte ve bilinmektedir.

Neguraşe Guaşe, Şardan’lara sığınarak Jambot Bey’den olan oğlu “NART ÖZDEN”i onların yanında büyütmüştür. Nart Özden’in “AHMET” ve HACI KANŞAVE” isminde iki oğlu olmuştur. Özden’ler kendi yurtlarına yerleşmiş ve varlıklı bir hayat sürmeye başlamışlardır. Bu sırada başlayan göçe iki kardeş de ailelerini alarak katılmışlar ve Türkiye’ye gelmişlerdir.

Ahmet ailesiyle Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi Kılıçmehmet köyüne yerleşmiştir. Oğlu Mustafa Pınarbaşı Karakuyu köyünden Altıdoka’lardan bir kızla evlenmiş ve Kadir isminde bir oğlu olmuştur.

Hacı Kanşave, kendi köylüleriyle (Kundetey) beraber Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi Karakuyu Köyüne yerleşmiştir. Hacı Kanşave aynı köyden Ğuşuna’lardan bir kızla evlenmiştir. Hacı Kanşave’nın dört çocuğu olmuştur. Bunlar yaş sıralamasına göre: Ömer, Hacı Muhammet, Hacı Musa ve Guaşe Lane’dir. Hacı Kanşave bir süre sonra ailesini alarak; bir yayla yeri olan Karahalka’ya giderek yerleşmiştir. Karahalka Köyü, kayıtlarda Hacı Kanşave köyü olarak geçmektedir. Kadir Özden, babası ve dedesinin ölümünden sonra Kılıçmehmet köyünden ayrılarak; Karahalka köyüne gelmiş ve amcalarının yanına yerleşmiştir. (Kaynak: Azmi ÖZDEN)

Günümüzde Türkiye’deki bütün Özden’lerin kökeni Karahalka köyüne yerleşen Hacı Kanşave ve onun çocukları ile Kılıçmehmet köyüne yerleşen Ahmet Özden ve çocuklarına dayanmaktadır.